Cem Esen ~ Sarcasm Üzerine Söyleşi

Giriş
Ülkemizin en değerli genç bestecilerinden birisi olduğuna inandığım sevgili Cem Esen ile birlikte yazılı bir söyleşi yapmanın haklı mutluluğunu yaşıyorum. Bugünkü söyleşimizde Cem ESEN’in Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası’nın 2025 turnesi için bestelediği enfes eseri Sarcasm üzerine konuşacağız. Girişi kısa tutmak istiyorum ki söyleşinin tadını sonuna kadar çıkarın. Keyifli okumalar diliyorum.

Cem Esen – Sarcasm Üzerine Söyleşi
1. Sevgili dostum Cem, hoş geldin. Seninle tekrardan bir söyleşi üzerine buluşmak çok keyifli. Nasılsın? Hayatın nasıl gidiyor? Tatlı bir yoğunluğun var sanırım, bu sıralar sürekli konser haberlerini görüyoruz sosyal medyada!
- Aslında şu aralar konser yoğunluğum o kadar fazla değil. Daha çok, eser bestelemeye yöneldiğim bir zaman. Konserlerimin arttığı ve eserlerimi bestelemeye yöneldiğim dönemler benim için farklı oluyor, çünkü koşuşturma içerisinde seyahatlerde beste yapabilen birisi değilim.
2. Bugün, senin enfes orkestral yapıtın Sarcasm üzerine konuşmak için buradayız. Sormak istediğim o kadar fazla soru var ki! Bu eser Cem Mansur’un TUGFO turnesi için bir siparişiydi sanıyorum ki. Bize, eserin ortaya çıkış öyküsünden bahseder misin?
- Hayır, TUGFO siparişi değildi. Bu eseri İhsan Doğramacı beste yarışması için yazmıştım. Yarışmada elendi. Bu eserin gün yüzüne çıkamayacak olması beni aşırı üzüyordu çünkü çok güvendiğim ve inandığım bir müzikti. Zaman içerisinde bazı şeflerle bu eseri paylaştım. Yabancı bir şef Bilkent Senfoni’deki konserinde seslendirmek istedi, perküsyon sayısı fazla diye reddedildi, Bursa Senfoni’nin programına eklenilmişti ama provalara 3 gün kala programdan kaldırıldı, sonra da bir daha eklenmedi. Bir gün Cem Mansur’dan gelen bir mail üzerine eserin TUGFO programına ekletilmesi talebini öğrendim. Galiba ilk seslendirilişi TUGFO’nun yapması gerekiyormuş, iyi ki de o genç sanatçılar çaldılar, harika da çaldılar. Sarcasm, teknik zorluklar barındıran, sanatçıların her birinin solist gibi çalmasını gerektirecek zorlu denilebilir bir yapıt, bu yüzden bu tür müziklerin de gün yüzüne çıkabilmesi için gerçek bir özveri gerekiyor.
3. Peki ya bu eser üzerine çalışmaya nasıl başladın? Bir besteci, sipariş üzerine bir eser bestelemeye başladığında ilk notayı nasıl belirler? Senin aklındaki düşünceleri, eserin ilk notalarının ortaya çıkış öyküsüyle alabilir miyiz?
- Dediğim gibi, bu bir sipariş değildi ama aynı kapıya çıkıyor. Yarışmaya da yazılsa, sipariş de olsa, sınırlı bir vakit içinde bestelenmeli. Aslında ben yarışmalara beste yapan, yapmayı da seven birisi değilim. Pek yapamıyorum da. O dönem bu esere başlayasım geldi ve bu yarışma da denk geldi diyelim. Bitirmem için 1 ayım vardı, bu yüzden kısa zamanda bestelemek durumundaydım. Sipariş eserlere gelecek olursam, şahsen özgür şekilde bir eser bestelemekten daha zor geliyor bana. Bu eserin siparişinin nereden geldiği, kimlerin çalacağı, nerede çalınacağı bile çoğu zaman eserin dinamiklerine yön veriyor, bazen de kısıtlayıcı bile olabiliyor.

4. Eserin ismi neden Sarcasm?
- Çünkü eser, içerisinde rahatsız edici bir kinaye, bir cümle barındırıyor. Bu motifi en baştan bize veriyor. Sadece bu da değil, her şey ile bir alay var. Sanatçılar kendi aralarında birbirleriyle alay ediyor, eser benim romantik üslubumla alay ediyor, B temasının basitliğiyle ya da kurallarla, dinleyicilerle, hatta notasyon üzerinde çalan sanatçılarla bile. Eserin başındaki ana motif fa-si notaları ile başlar, bu aralığı da şeytan aralığı olarak kullandım. Özellikle bu notaları da bilinçli kullanıyorum. Aynı notalar ve aralık benim Mephisto Sonatımda (3. Flüt Sonatımda) var, Mephistopheles ile de özdeşleştiriyorum.
5. Eserin bestelenme sürecinin ardından elbette TUGFO ile provalar başladı. Provalardan bize bahseder misin? Müzisyenler, değerli şef Cem Mansur ve eserin sahnelenmesinden önce bu eserden haberdar olan insanlar, müziğini nasıl karşıladı? Provalardan memnun kaldın mı?
- Bu müzik başta biraz göz korkutuyor galiba. Orkestradaki çoğu sanatçı kendi solistik hünerlerini gösteriyor. Özgüvenle çalınmalı. Müziği henüz canlı dinlememişken kuşkularım vardı. Trompet ve trombonun ayağa kalkıp atıştığı yer hayalimdeki dinamiklerle duyulacak mıydı bilmiyordum. Ezber çalınmalı o pasaj. Memur zihniyet bir orkestrada güzel çalınamaz. Yüksek düzeyde orkestralarda büyük zevkle dinlenilir ancak. TUGFO’da yer alan sanatçılar gerçekten çok yetenekli gençler, bunun etkisini daha ilk provalardan direkt hissettim. Cem Mansur’un da titizlikle eseri çalıştırması ve eseri çalan genç sanatçıların da severek icra etmeleri bence genel performansı azımsanmayacak düzeyde etkiledi. Provalar asla korktuğum ya da kaygılandığım gibi geçmedi. TUGFO, en profesyonel düzeyde provalardan tüm konserlere, başarılı bir şekilde icra etti bu sarkastik müziği.
6. Tabi ki eserin, hem ülkemizde hem de dünyada belki de binlerce kulağın içerisinde yankılandı. Ben de Bursa konserinde eserini dinleme şerefini elde eden şanslı insanlardan birisiydim tabi ki. Öncelikle muhteşem bir iş çıkardığını söylemeliyim haddim olmayarak. Ben dinlerken çok büyük keyif aldım. İyi ki de o gün oradaydım. Sosyal medyadan kayıtları paylaşmanı sabırsızlıkla bekliyorum. Peki ya sen ne hissettin? Onca dinleyici önünde müziğinin icra edilmesi ve aldığın onca alkış… Bize konserlerden bahset lütfen! Aldığın yorumlardan, dinleyicilerden, her şeyden!
- Eserin başarıya ulaştığını düşünüyorum. Performans gerçekten etkileyiciydi ve insanların beğendiklerine eminim. Eserle ilgili övgüler ve tebrikler, bu konserlerden sonrasında da almaya devam ettim. Trompetin ayağa kalktığı kısımda salonun gülmesini planlamıştım, Türkiye’de içlerinden güldüklerine eminim, Hamburg’ta sesli bir şekilde gülündü ama Prag’ta herkes çok ciddiydi. Orada güldüremedik. Yani beğeni çok sübjektif. İstanbul’daki konserime eski piyano hocam da gelmişti, eseri geveze bulduğunu söylemişti. Mimar Sinan’da öğretmenlik yapan bir başka besteci hocamız da “geveze” demişti. Herkese beğendiremeyiz.
7. TUGFO’nun eserinin üzerinden hakkıyla geldiğini düşünüyor musun? Konserlerdeki icraları seni bir besteci olarak tatmin etti mi?
- Ben iyi çalacaklarına emindim ama bu beklediğimin de üstü bir performans oldu. Sanki eserdeki her pasajı özellikle o sanatçılar için yazmışım gibiydi. İyi ki ilk seslendiriliş TUGFO tarafındann yapılmış dedim. Bir çok orkestraya inanılmaz bir referans olacak.
8. Eserin içerisine tiyatral öğeler de eklemişsin ki bu senin tarzında oldukça alışıldık bir durum artık. Ben yanlış bilgi vermek istemem fakat sanıyorum ki trompet ve trombon arası bir çekişmeydi, değil mi? Müzisyenler ayağa kalkar, tüm orkestra susar ve bir çekişme başlar! Sonrasında ise trompet ezilmiş olarak yerine oturur ve üzüntüden ağlama misali melodisini barındırır… Enfes bir düşünce gerçekten! Ben elbette çok da düzgün anlatamıyorum. Bunu en iyi yazıya dökebilecek kişi sensin. Bu sekanstan bize bahseder misin?
- Eser bir noktada çığrını o kadar aşıyor ki, trompet kurallarla da alay ediyor ve ayağa kalkıyor. O çaldığı tema da, ayakta çalınmalıydı zaten. Öyle sarkastik bir pasaj orası. Ardından trombon da kalkıyor ayağa ve “yerine otur!” der gibi o da benzer bir tema çalıyor. Ardından trompet arkasını dönüp atışmaya başlıyor trombonla. Sonra trombon grubu ve Tuba da ayağa kalkıp 3 nota ile trompeti susturuyorlar. Ardından üzgün bir şekilde trompetin çaldığı 4 nota ile de yaylılar dalga geçmeye başlıyor, müzik devam ediyor. Bu ufak kısım, eserin ana fikrini anlamak için yeterli.
9. Eserini ne zaman dinleyebilir dünyadaki müzikseverler? (Ben konserde olmama rağmen bu sorunun yanıtının: ‘yakın zamanda’ olmasını umuyorum…)
- Elbphilharmonie’de alınan kaydın profesyonel çekimli videosunu YouTube hesabıma yükledim. Oradan dinlenilebilir.






